BAŞKAN FANTAZİSİ

Başlığı okuyunca aklınıza hemen BAŞKANLIK SİSTEMİ geldi değil mi? O konuya değinmeyeceğim. O konu hard pornoya giriyor. “TOPLU TAŞIMA” adı altında büyükşehir belediye başkanlarının fantezilerinden bahsedeceğim.

           15058761_10154860864542847_8847222_n İnternette bir hazırlık sınav sorusunun fotoğrafı dolaşıyordu bir süredir. Selim olarak evden çıkan, otobüs ve metro gibi TOPlu taşıma araçlarını kullanarak okuluna Defne olarak varabilen bir gencin yolda geçen süresi soruluyordu soruda. Birçok kişi “böyle soru mu olur?” diye soruyu hazırlayan kurumu eleştirmişti. Şimdi bu hikayeyi aklımızın bir köşesine birkaç dakikalık kayıt edelim. Yazımın sonunda o soruyu hazırlayanı bir daha analım.

            İşim gereği Ülkemizin her köşesine gittim. Taksimetresiz taksilerin cirit attığı, plakası sivil olup taksicilik yapan otomobillerin olduğu taşralardan, isminin başında “BÜYÜK” yazan şehirlere kadar. Gezdiğim bütün BÜYÜK şehirlerin başkanları toplu ulaşımda konfordan bahsediyorlar. Ama bunu iddia eden başkanlarla benim konfor anlayışım biraz farklı. Bu konuda yalnız mıyım bilmiyorum. Benim konforlu yolculuk anlayışım, durakta en fazla 1 sigara içimlik araç bekleyip gelen araca arkamdakilerin itme kuvveti ile değil kendi ayaklarımla bindikten sonra birkaç saniye aracın içini inceleyip oturacağım yeri seçip yayıla yayıla, evden çıkarken boyadığım ayakkabılarımın üzerine basılmadan yolculuk etmekken, “Toplu ulaşımda konfor sağladık” denilen bütün BÜYÜK şehirlerin toplu taşıma araçlarına insanlar, arkalarındaki kalabalığın itme kuvveti ile binip bazen şoförün yüzünü bile göremeden birbirinin kucağında yada kollarında yolculuk ediyorlar.

Birçok okul imam hatibe dönüştürülmüşken bu okullardan mezun olacak imamları istihdam etmek için toplu taşıma araçlarına mı atayacaklar “imam nikahı” kıysınlar diye? Yoksa başkanların fantezisi mi bu?

İnsanların tanımadıkları kişilerin kollarında ve kucaklarında evden işe, işten eve gitmelerine BÜYÜK şehirlerin BAŞKANları konfor diyorlarsa o başkanların cinsel tercihlerinden şüphe etmek gerekir.

Bütün BÜYÜK şehir belediye başkanları icraatlarını anlatırlarken kaç tane otobüs, vapur v.b. hizmete soktuklarını anlatıyorlar. Kaç tanesinin kullanım dışı bırakıldığını, faal kullanımda kaç araç olduğunu açıklamıyorlar. Ülke nüfusu yerinde kalsa belki o sayı kurtarır. Ama nüfus artıyor. Bu nüfus artışını TOPlu taşıma araçları tetikliyor zaten. Kullanım dışı kalan araç sayısı da artıyor ama kullanımda olan araç sayısı yerinde sayıyor.

Ankara ve İstanbul beni çok fazla ilgilendirmiyor. Bütçeleri istedikleri şekilde belirleniyor. Bu konuda en sıkıntılı şehirdir İzmir. Yıllar önce iktidar partisinin adayını belediye başkanı yaptı. Genel seçimlerde iktidar değişince başkan elinde patladı.

Aziz Kocaoğlu için bir çok şey söyleniyor. Ben dahil birçok kişi eleştiriyor. Ama nedense hiçbir eleştiriye cevap vermiyor. Diğer belediye başkanları gibi ulusal kanallara çıkıp açıklama yapmıyor.Aziz beyin etrafında akıl veren danışmanlar kimler? İzban hattına teğet bile geçmeyen birçok otobüs hattını iptal edip bu otobüsleri kullanan insanları izbana mahkum etme fikrini kim verdi ve bu arkadaş hala belediyeden maaş alıyor mu?

Bu danışmanlar siyasi OHAL’de değil. Toplumsal veya doğa kaynaklı bir olağan üstü durumda İzmir halkı için ne planlıyorlar?

Bu danışmanlarınızın global sorunlardan kaynaklı olası bir enerji krizi durumunda veya geçtiğimiz yıllarda Anadolu’nun yarısında neredeyse 1 gün süren elektriksiz kalma durumunda tren ve metronun alternatifi için bir planları var mı?

İzban grevi gösterdi ki bu sorunun cevabı “YOK”.

Konforlu toplu taşıma tabirinden ne anlıyorsunuz? Sabahları saat 7-8 akşamları da saat 5-7  arası izbana yada herhangi bir belediye otobüsüne ara durak yada istasyonlardan birinden bindiğinizde diyemiyorum BİNEBİLDİĞİNİZDE, anladığınız ve hayal ettiğiniz konforla mı karşılaşacağınızı düşünüyorsunuz?

Rahmetli Piriştina’nın vefatı ile Bornova belediye başkanlığından birden bire Büyükşehir belediye başkanlığına gökten indiniz. Ama görünüyor ki bunun değerini henüz kavrayamamışsınız. Kaç dönemdir kazandığınızı tekrarlayıp durmayın. Siz kazanmıyorsunuz. Son on yıldır A.K.P. olmasaydı siz de seçilemeyebilirdiniz. A.K.P. kazanamasın diye insanlar sizin partinize oy verdiler. Yani oy pusulasında isminiz olduğu için değil C.H.P. amblemi olduğu için o koltuktasınız. Şundan eminim ki o oy pusulasında A.K.P. olmadığı gün siz de seçilemeyeceksiniz.

İzban, Metro, Büyük kanal projesi v.b. bunların hepsi rahmetli Piriştina zamanında planlanan yada başlanan projeleri ve icraatları idi. Peki İzmir ulaşımını kilitlemek dışında İzmir halkının hayatını etkileyen projeleriniz neler? Müzeler ve okul tadilatlarından bahsetmiyorum. Haftanın 6 günü, günde ortalama 10 saat çalışan, günde ortalama 2 saati evden işe işten eve ulaşabilmek için yolda geçen insanlar Pazar günleri ya dinlenir yada evindeki işlerle ilgilenir. Hafta sonları dışarı çıkamaz, müze falan gezemez. Hele ki asgari ücretle. Kaldırımları da yenilemeyin artık. Otobüs duraklarında ortalama yarım saat beklerken rahat edelim diye mi hep kaldırımlar yenileniyor? Kaldırımlardaki otobüs duraklarını eski tren istasyonları gibi yapın o zaman ki Aralık ayazında durakta otobüs beklerken ayaklarımız donmasın kaldırım taşlarının soğuğuyla.

Personel şube müdürünüzü iyi seçin. O müdürlüğün işe aldığı personeller insanları çileden çıkartıyor. Örnek İzban. Yakında da Konak meydanında Eshot hareket memurunuzun tutumu ve yıllardır kendilerini belediye başkanı zanneden ESHOT şoförleri yüzünden başlama ihtimali olan bir otobüs ayaklanması olursa sakın şaşırmayın.

İzmir bütün iktidarların almak istediği bir şehirdir. İzmir manevi bir şehirdir.

İzmir, Balkan savaşından sonra Anadolu’ya dönen Selanik Türkleri için manevi Selanikdir. Zübeyde hanım bu yüzden kurtuluş savaşından sonra Ankara’ya biricik oğlunun yanına yada İstanbul’a değil İzmir’e yerleşmiştir.

Bu maneviyatı İzmir halkı korumaya çalışıyor. Görünen o ki siz de icraatlarınızla bu koruma kalkanını kırmaya çalışıyorsunuz.

Umarım bir gün İstanbul’dan bile büyük bir maneviyata sahip bu şehrin ve bu şehrin halkının başkanı olduğunuzu hatırlar ve o maneviyatı koruyan halka hizmet edersiniz!

Yazının başındaki Selim’e dönersek.

Ülkemiz BÜYÜKşehir belediye başkanlarının bu “KONFOR FANTAZİSİ” değişmediği sürece Selim olarak bindiği metrodan Defne olarak okula değil doğumhaneye de gidebilir!

Paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Yorum Yap

1 Yorum var "BAŞKAN FANTAZİSİ"

avatar
1000
Photo and Image Files
 
 
 
Audio and Video Files
 
 
 
Other File Types
 
 
 

Fırat
Ziyaretçi
Fırat
14 Kasım 2016 13:39

Değmesin yağlı boya arkalara doğru ilerleyelim 😀

wpDiscuz