BİR İNSAN HİKAYESİ...

12366580_939604742790045_133564284_n
Anlatacağım hikaye gerçek hayatın içinden bir kesittir. Çankaya’daki toptancı arkadaşım iki kardeş. Murat ve Hüseyin. Yanlarına gide gele tanıdım Mustafa amcayı. 65 yaşına rağmen alışveriş yapar, birşeyler satarak ayakta durur, kazandığı üç beş kuruş parayı da Basmane sokaklarındaki ucuz otellere vererek yaşamaya çalışırdı. Kimsesi yoktu. Babası ve annesi vefat ettiğinden dolayı aile eşrafı tarafından ufak yaşta yalnız bırakılmıştı. Yıllarca akrabalarının yanında çalıştığından, kullanılıp bir köşeye atıldığından, yalnız bırakıldığından, kendine düşen payın verilmediğinden bahseder dururdu. Anlattığına göre yakınlarının durumu iyi ama sahip çıkmaktan pek uzaktılar. Tesbih alır, uzun tren seyahatleriyle Türkiye’nin çeşitli illerine giderek soğuk sıcak demeden çalışır, tren garlarında, otobüs terminallerinde sabahlar, yeni güne tekrar çalışarak girer bir kaç gün sonra sattığı ürünleri bitirince dönüp, tekrar buradan alışveriş yapar ve yine giderdi. Üç beş kuruş kazanan bu amcamız kazandığıyla İzmir’deki günlerinde otel masraflarını anca karşılardı. E zaten eski işlerin de olmadığını söyler dururdu hep… Artık yaşlandığı, sefil bir hayat yaşadığı, bu işleri yapacak gücü olmadığını gün gibi ortadaydı. Zamanla şehir dışına daha az çıkmaya başladı. Git gel biz ona, o bize alışmaya başladı. Sohbet muhabbeti, muhabbet sevgi ve saygıyı getirdi. Haftanın en az iki günü uğradığım, hal hatır sorduğum arkadaşlarımın işyerinde temizlik yapmaya, ürün gelince taşımaya, onları düzeltmeye, müşteriyle ilgilenmeye başladı. Bunları kesinlikle karşılık beklemeden ve herhangi bir istekte de bulunmadan yaptığına emindim. Bu iki arkadaşım, Mustafa amcaya bir işyeri personeli gibi yemek ikramı ve ufak tefek günlük ihtiyaçlarını karşılayarak destek oluyorlardı. Gidecek, kalacak, yatacak yeri olmadığı için işyerinde daha çok vakit geçiriyor, konuşacak ve muhattap alınacak birilerinin olması onu rahatlatıyordu. Manevi olarak ta kendini orada iyi hissettiği aşikardı. Sonraki günlerde az da olsa ufak yevmiyeler almaya başladı. Gururluydu… Belki de daha fazla yük olmak istemeyeceği için yine bir gün birşeyler satmak üzere tesbih aldı ve Afyon’a gitti. Yılların yorgunluğu ve yakınlarının kullanıp terketmişliğinin verdiği yalnızlık ve manevi boşluk her halinden belli oluyor yüzündeki çizgilerde, gözlerindeki bakışlarında bile hissediliyordu. Bu haleti ruhiyenin üzerine birde düzenli beslenemiyor, steril yaşayamıyor, elverişli olmayan yerlerde yatıp kalkıyor, nerede akşam orada sabah bir hayat sürüyordu. Yaşlı ve yalnız bir adam için oldukça zor bir hayattı. Çalışmak zorunda oluşu ve yaşadığı bu zorluklar neticesinde rahatsızlandı, bir süre sonda (idrar torbası) ile dolaştı ameliyat oldu. Para kazanması gerekiyordu. Hiçkimsesi olmadığı için bu zaman zarfında civardaki bir kaç esnaf eşrafıyla birlikte yardımda bulunuldu. Tanıdıkça sevdim, daha bir insancıl yanını tanıdım. Dürüsttü, çalışkandı o yaşına ve hastalığına rağmen illa ki bir meşguliyet bulurdu. Öyle gururluydu ki birgün belediyenin kimsesizler evine yerleştirelim seni dediğimde bunu istemediğini çalışarak para kazanacağını söyleyip dururdu hep. Bir türlü ikna edemezdik. Sıcak yemek, yatacak yer, televizyon yeni insanlar… Hepsini elinin tersiyle itmişti. Durumu hergün kötüye gidiyor ve zayıflıyordu. Bu arada iş yapmaktan da geri kalmıyor aynı çalışkanlıkla koşturmaya devam ediyordu, yine şehir dışlarına çıkıyor, geldiğinde işyerine yardımını esirgemeyordu. Ta ki bu sabaha kadar… En son bir hafta önce gördüğüm Mustafa amca bu sabah yavaş yavaş ve inleyerek dükkana doğru yanaştı… Geçtiğimiz hafta oldukça soğuk geçmiş ve o soğukta il dışında çalıştığı için fena üşütmüş epey zayıflamış nefes almakta güçlük çekiyor üstelik kalbinin de ağrıdığından bahsediyordu. Yüzü ve gözlerinin için sapsarıydı. Hiç tereddüt etmeden ambülans çağırdım. Hastaneye yarın gideceğini, elbiselerinin kötü durumda olduğunu söyledi. Reddettim. Biran önce tedavi altına alınmalıydı. Eli mahkum kabullendi, bir yandan inleyerek kıyafetlerini çıkarıyor, bir yandan da temizlerini giymeye çalışıyordu… 112 geldiğinde karşılarına temiz çıkmak istiyordu. Hastanede müşade altına alınma ihtimaline karşı doktorlara temiz görünmek ve mahçup olmamak için çabaladı ambülans gelene kadar. 112 gelip doktora durumu anlattığımda muayeneye bile gerek duyulmadan hastaneye sevk edildi… Hayatta tanıdığım en gururlu insanlardan biriydi. Her ne durumda olursa olsun çalışmayı ve güler yüzünü hiç eksik etmezdi…Umarım bu güzel insan hayata, terk edilmişliğe,yalnızlığa, çaresizliğe ve gururuna inat yaşama tutunmaya devam eder ! İyilerin ömrü az, kaderin yazısı pek olur muş… Umarım iyileşirsin Mustafa amcam… Umarım…..

Paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Hiç oy verilmemiş:( İlk oyu sen ver

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Sen yap

avatar
1000
Photo and Image Files
 
 
 
Audio and Video Files
 
 
 
Other File Types
 
 
 

wpDiscuz