HAYVAN GİBİ YAŞAMAK GEREK

sedat-cagirgan-imageİnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran tek özelliğin düşünebilen bir beyninin olmasıymış. Okulda öyle öğrettiler.

Meğer yanlış öğretmişler.

Aynı “su içene yılan bile dokunmaz” sözü gibi bu da yanlış.

Siz hiç Afrika’daki aslan kolonilerinin birleşip “bu topraklar ve mahsuller bize yetmez. Yeni yerler bulmalıyız” diyerek Hindistan’a sefere çıktığını gördünüz mü?

Yada;

Avlayacağı hayvanları çekerek fazla yorulmadan avlanmasını sağlayan ağacı sırf zevk için kesen bir aslan?

 

İnsanoğlu düşünebilen bir beyne sahip olmakla övünüyor ama o beynini yaşamak için kullanmıyor. 6 ay sonra ne yiyeceğini düşünerek gıda depolamak için derin dondurucu yapmışız. Ama o gıdaların besin değerlerinin yok olduğunu unutmuşuz.

Üretip derelere, nehirlere akıttığımız atıklar yüzünden yer altı suyu satın alıp içiyoruz temiz ve doğal olduğu birilerince beyan edildiği için. Suder’in verdiği bilgilere göre ülkemizde 2014 yılında kişi başı doğal kaynak suyu tüketimi 186 litreymiş. Bunu 70 milyonla çarpın. Öğrenim hayatınızdaki kütle hacim formülünü hatırlayıp bunun hacmini hesaplayın sonra çıkan sonuçtan yıllık yağış rakamlarının yarısını çıkarın. Çıkan sonuç ne mi? Eğer parayla aldığınız bu su gerçekten yeraltından geliyorsa yeraltında oluşan boşluğu hesaplamış olacaksınız. Yani depreme sebep olabilecek boşluğu.

Siz eskiden bedavaya içtiğiniz suyu günümüzde üstün zekanızla hem para vererek içiyorsunuz hem de doğanın işleyişini bozarak.

Ama hayvanlar bir canlının en temel ihtiyacı olan su içme işini doğaya zarar vermeden yapıyorlar!

Bir şeyin güçlü, önemli veya olmazsa olmaz olduğunu anlamanın en kolay yolu onu yok saymaktır.

Kedileri yok sayalım;

Evleri fareler ve böcekler basar. Bunlardan kurtulmak istersek zehirler ve kimyasallar kullanmak zorunda kalırız. Bu da toprağa zarar verir ve bitkilerin hayatı son bulur. Evi dağda olanların evlerini de yılanlar sarar.

Karıncaları yok sayalım;

Yer üstündeki tohum ve leş gibi atıkları yeraltına taşıyıp daha çabuk çürümelerini yada ekin olmalarını sağlayacak zincir yok olur. Yada yeraltına inşa ettikleri kanallar sayesine toprağın altına su tesisatı çekilemeyeceği için bitki verimleri düşecektir.

Arıları söylemeye gerek yok. Onlarsız dünyanın nasıl olacağını bilmeyen kalmadı.

Her canlıyı yok sayıp yokluğunu anlatmaya kalkarsak milyarlarca ciltlik bir seri yazmak gerekir. O yüzden kendi türümüzü yok sayıp bitirelim.

Evet. Bizi yok sayarsak ne olur?

Aslanlar hala hayatta, kedilerde. Kafeslere hapsettiklerimiz hariç ormanda yaşayan papağanlarda. E sular da pırıl pırıl Ph seviyesi falan gayet iyi. Bitkilerde almış başını sarmış her yanı gidiyor. Saksıdaki menekşeler için üzülmeyin. Karıncaların yer altına taşıdıkları tohumlar sayesinde bir sonraki sene tekrar çıkacaktır.

O zaman biz bu ekolojik zincirin bir parçası değiliz. Parçası olsaydık biz yok olduğumuzda zincirin kopması gerekirdi. Ama kopmuyor.

Ekolojik zincirin bir parçası değilsek ona muhtacız. Ona muhtaçsak ona zarar vermemeliyiz. Filin dışkısı bile ekolojik sistemin gelişmesinde büyük önem taşıyor. Biz ise kendi gübremizi daha zararsız hale getirmek için tesisler yapmak sorunda kalıyoruz.

Bazen düşünmüyor değilim. Acaba meteorlar, kainatın Dünyayı insan mikrobundan kurtarmak için Dünyaya yutturduğu haplar mı diye.

Hayvanlardan üstünüz diye övünüyoruz ama sanırım hayvanlar bizden daha üstün. Çünkü hayvanlar hayatta kalmak için bize muhtaç değiller. Ama biz onlara muhtacız. Hatta bir papatyaya bile muhtacız. Bir bok yiyip sevgilimizin kalbini kırdıktan sonra, kafamızın yarılmaması için bir demet papatyaya bile muhtacız.

Muhtaçsak aciziz.

Acizsek üstün değiliz.

 

“Su içene yılan bile dokunmaz” yalanına gelirsek. Doğal doğada hayvanlar su kenarlarında su içerken avlanıyorlar genelde.

 

Paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Yorum Yap

1 Yorum var "HAYVAN GİBİ YAŞAMAK GEREK"

avatar
1000
Photo and Image Files
 
 
 
Audio and Video Files
 
 
 
Other File Types
 
 
 

ytl ccn
Ziyaretçi
ytl ccn
15 Haziran 2016 20:39

SELAM, Akici, guzel bir yazi. dogaya saygimizi yeniden artirmamiz gerektigimizi, hayvandan ustun durusumuza tekrar geri donerek (basit, sade, hicbirseye zarar vermeksizin) yasayarak, kendimize gelme zorunlulugumuzu bize tekrar hatirlatan bir yazi. senin olaylara matematiksel bir bakisla yorumlayislarina hayranim… “calgon” niye kullanmamamiz gerektigini bana anlatisini dun gibi hatirliyorum.

wpDiscuz