HESAP KİTAP MİLLETİ !

ayhan-oytun-imageAslında en iyi matematik dehalarinin bizim ülkemizden çıkması lazım…İdare sanatını bizim insanımız gibi lime lime işleyen, altından girip üstünden çıkan başka bir millet varmıdır acaba ? Evde hesap, çarşıda hesap, ilişkilerde hesap, futbolda hesap, kafada dolaşan tilkiler de hep bir hesap ! Hesap kitap milleti olduk çıktık. Hal böyleyken hâlâ nasıl uluslararası bir matematik dehası çıkaramiyoruz hayret doğrusu. Bu kadar kasan, üzerine de idare kültürü oturtan başka ikinci bir millet daha var mıdır merak ediyorum açıkcası. İdare sanatının getirdiği upuzun esnek bir yapının sınırları oldukça fazla. Birde madalyonun öteki yüzü var tabii görünenden başka. Susup, dayanıp en sonunda da patlayıp ne varsa kusuyor dönülmez akşamın ufku moduyla vakiti çok geçe atıp tahribatı arttırabiliyoruz ilişkilerimizde. Hayır işin garibi bundan da pek memnunuz sanki. Tüm bunlar yetmezmiş gibi tereyağından kıl da çekiyoruz. Bayağı uzmanlaşmışız ama dışarıya açılamamışız ! Yani bu kadar hesap, kitap neden bizi bir Almanya yapmamış orası da ayrı bir mevzu bahis konusu. Alman usulü derler hani elleri sıkıdır falan ya hatta bu özellikleri ve disiplinlikleriyle ekonomilerini güçlendirmişlerdir ! İdare sanatını bizden iyi bildikleri söylenemez ama adamların bizden bir kaç gömlek iyi olduğu da gün gibi orada öylece sırıtıyor. Demek ki bizler bir yerde keskin yanlışlar yapıyoruz. Sanırım bir yerden sağlam sıkarken bir yandan da sağlam bir biçimde de boşaltıyoruz. Sıkıyoruz, biriktiriyoruz, kenara atıyoruz keyfimizden, eğlencemizden düşkün hallerimizden taviz de vermiyoruz mesela. Tüm bu ince eleyip sık dokumalara rağmen çıkıp çocuk okutabiliyor ev bark sahibi olabiliyoruz. Ya da bunun için azami gayret sarfediyoruz diyelim. Azimle sıç.p duvarı delebiliyoruz mesela. En pahalı telefonu, ayakkabıyı, giysiyi alıyor, kalite mekanlarda yiyip içebiliyoruz. Bu olgu hayatın her alanında kendini gösteriyor. Öyle tek bir dalda da değil birçok kulvarda bu insanüstü gayreti sarfedebiliyoruz. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez misali ilişkilerimizde dahi bu matematiksel hesabı ölçüp biçip iyi tartıp hayatın içinde de organize edebiliyoruz. Ne bileyim bize özgü bir Türk işi sanırım. Uzmanlık alanımız bir nevi. Bunun için kendimizle gurur duymalıyız. Bak en yakın örneği sporda işte. Her işte olduğu gibi milli takımımızın bir üst tura çıkması bile matematik hesabına kalmış… 3 bilinmeyenli denklemleri seviyor, bilinmezlik ve belirsizlik bizi besliyor, maceracı yaşam tarzını benimsiyor, bunun üzerinde de atın ölümümün arpadan olması yakıştırmasıyla da boşvermişliğimizi de gözler önüne serebiliyoruz. Biraz da günlük yaşıyor olmanın esintileri de var tabii durumun bu şekilde arzuhal etmesinde. Bir yanımız böyleyken öteki tarafımız da hesap kitap pazarlığını farz haline dönüştürerek en iyiyi en uygun fiyata kovalamayı da becerebiliyor… Posasını çıkarana kadar hemde ! Bunu bilen esnafta maşallah yılın 12 ayı indirim yapabiliyor ! İndirdik, kapatıyoruz, 1 alana 2.si bedava gibi hani. Sağolsunlar… Sen indirimli aldığını sanıp kendince beyin masturbasyonu yaparken adam öteki tarafta sana nasıl pahalı fiyattan sattığının hesabıyla kendinden geçiyor. Diğeri pişmiş aşa su karıştırıyor, ötekisi peynire renk vermesi için kireç ! Kırmızı ete sakatat basıp, renklendiriciyle kombinleyen grup var birde mesela. Bu liste uzayıp gidiyor. Alan da, satan da memnun olunca mutabakatta bir sıkıntı olmuyor. Hal böyle olup kafa da hep buna çalışınca değişik icatların mucidini yaratabiliyoruz. Yaratıcı olduğumuz kesin tabii de bunu toplum için mi, kendimiz için mi yapıyoruz diye sorarsan da toplum görünümlü şahsına münhasır çalışıp bu kombinlemeyi de pek yerinde bir anektod olarak nüans ediyoruz. Bende mesela bu yazıyı topluma mal ediyorum bir yandan seni sana anlatırken bir yandan da kendi kalemime çalışıyorum yani anlayacağınız… O vakit yazıyı kısaca bir toparlayıp, pılımızı pırtımızı da alıp tamamlayalım. Bu idare sanatının getirdiği matematik hesabı hücrelerimize öyle bir zerk etmiş ki aldığımız, kullandığımız her ürün bize indirimden alınmış gibi sunuluyor, ama aslında kendimizce kandırılmış bir algıda dolaşmaktan öteye geçemiyoruz. Herşeyin bir kampanya herşeyin bir promosyon olduğu yaşam biçimimizde, vatandaşın bu mahkum zaafiyetini bilen de bu işleyişi iyi kullanıp yastık altındaki idare alışkanlıklarının genleriyle oynayarak cazip bir şekilde birikiminizi piyasada canlandırabiliyor. Sanırım gerçek, ne oldum değil de ne olacağım acaba sorusunun yanıtıyla farkındalık yaşayabiliyor. Bu hesap kitap kültürümüz yaşam var oldukça da hep olacak gibi görünüyor. Planlamalarımızı, harcamalarımızı, ihtiyaçlarımızı bu yönde düzenleyip idare sanatı ve keyfi yaşantı arasındaki o ince çizgiyi iyi kurgulamak gerekiyor. Hazır lafı gelmişken de parayı bulan Lidyalılar’a da teesüflerimi etmeden bitirmeyeceğim. Bu haltı yerken dünya düzenin bu kadar değişeceğini hesaba katsalardı acaba pişman olurlar mıydı, yoksa bu icatlarıyla övünürler miydi bilinmez tabii…
Paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Hiç oy verilmemiş:( İlk oyu sen ver

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Sen yap

avatar
1000
Photo and Image Files
 
 
 
Audio and Video Files
 
 
 
Other File Types
 
 
 

wpDiscuz