ÖZE DÖNÜŞ

12366580_939604742790045_133564284_n

Hadi gel köyümüze geri dönelim… Ekmek glüten yüklü, şeker bağışıklık sistemini çökertiyor, kırmızı ete sakatat karıştırılıyor, zeytine renklendirici ve tuz basılıyor, zeytinyağına ucuz ya da atık yağlar ilave ediliyor, sağlıklı diye yediğimiz hazır yoğurt kanser yapıyor, sütün paketlenmiş olanı tavsiye edilmiyor, ambalaja giren gıdaları tüketmeyin deniliyor, sucuk, salam,sosis ve türevleri zarar veriyor, fast food obez yapıyor, kaçak çaya zehir karıştırılıyor, içkiden insanlar ölüyor, sebze meyveye hormon basılıp erken olgunlaştırılması sağlanıyor, sofralarda kullanılan tuzun yerine bile kaya tuzu tavsiye ediliyor vs vs vs….Sağlığımızı bozan kimyasallar, organik olmayan maddeler ve vücudumuzun bunları tanıyamaması sonucunda bağışıklık sistemimizin zayıflayıp kansere kadar yol açan sonuçlar… Yani kısaca neye elimizi atsak ne yemeye kalkışsak altından hep bir hile hurda… Peki Ne yemeliyiz, yiyeceğiz ?
Televizyon ve gazetelerde bol bol ilik içeren ve lifli gıdalardan söz ediliyor. Bunlardan birincisi bakliyat. Eskilerin çok sevdiği hatta bir zamanlar memlekete gidilip bolca getirilen o bakliyatgiller günümüzde artık hiç popüler değil. Özellikle de yeni kuşak gençlerin pek bilmediği hatta sevemediği yararlı besin kaynaklarından biri olarak başı çekmekte. Bulgur, ev tarhanası, fasulye, nohut lif bakımından çok zengin olduğu için olmazsa olmazlardan. Bir diğeri ise kırmızı etteki kemik ve iliği. Her sulu yemekte mutlaka bulunması tavsiye ediliyor. Paça çorbasını bundan sonra daha çok sevmeliyiz mesela. Ayrıca yemeklere hem lezzet katıyor hem de çok besleyici. Vücudu yenileyip hücreleri canlandırıyor. Sebze yemekleri de sağlıklı yaşam için hala vazgeçilmez gıdalardan. Köy yerinde yaşıyorsanız ya da oralarda akrabalarınız varsa hala şanslısınız demektir. Doğal ve ev yapımı olduğu için mümkün olduğunca tüketilmeli. Şimdi buraların yumurtası, sütü, yoğurdu, peyniri, domatesi pek bir revaçta hatta ve hatta altın değerinde. Kim istemez ki şöyle yeşil çekirdekli mayhoş(ekşi) sulu domatesi. Şimdi mumla arar olduk bulunca da sevinir ! Organik pazarlar adı altında insanlar artık kilometrelerce yol katedip köylerden alışverişe yönelmiş durumda. Yeri gelmişken köy yaşantısına da bir parantez açalım. Vatandaşın emekli olunca yerleşme halleri kurduğu o hayatlar yılların yorgunluğunu alabileceği inancıyla hala hayatımızın vazgeçilmezleri olma özelliğini koruyor. Kuş sesleri, temiz havası ve doğası ile bir huzura kaçış olarak görülürken, günümüz yaşantısında ise emekli olmaya gerek kalmadan ‘imkanım olsa da oralara yerleşsem’ durumunda bir zorunluluk hissiyatını büyütüp cazip kılınır bir hale bürünüyor. Üstelik 30 lu yaşlarda bile böyle yerlerin hayalini kuran azımsanmayacak derece bir istek olduğu da kaçınılmazken. Temiz hava, kuş sesleri, doğası dışında başka sebeplerde var artık… Küçük ve kendine yetebilecek kadar bir bahçenin içinde yetiştirilecek sebze-meyveler, sayıları birkaç veya biraz fazlaca beslenip büyütülecek hayvancıklar ve insandan uzak bir yaşamı da bu kategorilerin içine şimdiden ekleyebiliriz… Gıdada da artık bir bilinçlenme ve öze dönüş söz konusu. Bir nevi etkiye tepki durumu. Ne diyelim… Önce sağlık olsun sonra da Allah herkesin gönlüne göre versin inşallah.
Sevgiyle kalın…

Paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Hiç oy verilmemiş:( İlk oyu sen ver

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Sen yap

avatar
1000
Photo and Image Files
 
 
 
Audio and Video Files
 
 
 
Other File Types
 
 
 

wpDiscuz