Özür Dilemek

sedat-cagirgan-imageÖzür dilemek sözlük anlamı “yaptığı bir yanlıştan ötürü bağışlanmayı istemek” olan bir eylemdir ve aynı zamanda erdemdir.

Herkes hata yapar. Ama herkes özür dileyemez. Bu erdemi kolay kolay kimse gösteremez. Çünkü “erdem” denilen mücevher herkeste bulunmaz.

Darbe girişimi sonrasında tuhaf birçok olay oldu. Darbe sabahı tutuklanıp sorguda kaşı gözü yarılıp birkaç gün sonra da “yanlış adamı tutuklamışız. Bu adam darbeyi önlemiş” olaylarına değinmeyeceğim. Tepede kapalı kapılar arkasında olanları bilemeyiz. Detayları bilmeden de bir şeyler yazıp çizmek haksız yere suçlamak veya aklamak olur.

Sokakta yaşayanlar olarak sokakta olanlara değineceğim.

Yıllardır;

Türkiye Cumhuriyetinin bayramını kutlamayan, kutlamaya kalkanları hainmiş gibi gören,

Demokrasi için “gereksiz, dinsiz ve gerici bir sistem” diyen,

Atatürk’ü, zamanında sözde din adamlarını astığı için dinsiz ilan eden,

Güney Doğuda okulları geçtim, askerin operasyon dönüşü tankının önüne, lojmanda yaşayan asker ailelerinin lojmanlarının balkonuna astığı Türk bayrağımız, vali/kaymakam emriyle “aman teröristler tahrik olmasın” diye sökülürken, teröristin biri askeri kışlanın içindeki Bayrağımızı direğinden indirirken gıkı çıkmayanlar. Biz bu konuları dile getirip bir şey söylediğimiz de bizi vatan haini diye damgalayanlar 15 Temmuzdan beri Cumhuriyet, Demokrasi, Atatürk ve Bayrak aşığı oldular.

Bizim onlarca yıldır aşık olduğuz, yıl dönümlerinde kutlamak istediğimizde dayaklar yediğimiz ideolojiyi birden bire benimsedikleri yetmedi, meydanlarda günlerce kutlamalar yaptılar. Bu da yetmedi. Bu kutlamalarda yanlarında olmadığımız için yine terörist olarak damgaladılar bizi.

Arkadaşlar diyor ki;

“Biz demokrasi için günlerdir her akşam meydanlardayız. Siz neredesiniz?”

Evimizde çok bilinmeyenli bir denklemi çözmekle meşgulüz. O yüzden sokaklardan bir süre uzak kaldık.

Biz emirle değil mantıkla hareket ederiz.

Biz bize söylenenleri önce doğrular sonra mantık eleğinden geçirir sonra adım atarız.

Biz, birilerinden emir alan insanlar değiliz. Bize gelen teklifleri değerlendirir mantığımıza yatarsa uygularız. Sürü psikolojisiyle hareket etseydik bugün Ekmel bey Cumhurbaşkanı olurdu.

Neyse. Meydanlara gelelim.

Beni köşktekiler, saraydakiler değil. Meydanlardakiler ilgilendirir.

Meydandaki insanla beraber yemek yemişimdir, çay içmişimdir, aynı hakeme küfür edip aynı gole sevinmişimdir. Kasım ayazında aynı durakta aynı otobüsü beklemiş, aynı şoföre sataşmışımdır. Aynı camide aynı imamın ardında aynı sevabı işlemişimdir, aynı tabuta omuz vermişimdir. Biz sokaktaki insanlar aynı şeyleri yapıyoruz. Ama nedense birbirimize inanmıyoruz.

Siz demokrasinin ve Bayrağın değerini yeni anlayan arkadaşlar!

Bizler zamanında onlarca şey söyledik. Aynı demlikten çay içip, yeri geldiğinde aynı tabutu omuzladığınız bize değil, yüzünü nefesini hissederek görmediğiniz ve beklide hiç görmeyeceğiniz, sesini doğal olarak hiç duymadığınız televizyondan duyduğunuz insanlara inandınız ve güvendiniz. Biz onlarca kanıt ve olayı kafanıza vura vura gösterdiğimiz halde o bahsettiğim insanlara inandınız. Utanmasanız “Allah birdir” desek bile inanmayacaktınız. Şimdi ne değişti de bizimle aynı fikri ve ideolojiyi benimsediniz?

Bizim uğruna dayaklar yediğimiz demokrasi sevdanız nereden geldi?

Fetoşa “Hoca Efendi Hazretleri” diye hitap ettiğiniz dönemde ben “bu fetoş denen adam hain. Derdi ülkeyi mahvetmek” dediğimde henüz tanışmadığım eşimden henüz doğmamış kızıma kadar, sülalemde varlığını bile bilmediğim akrabalarım dahil hepsini becermeye kalkmıştınız. Benim onlarca yıldır hain dediğim adama şimdi siz de hain diyorsunuz! Peki, ettiğiniz küfürler ne olacak? Doğmamış kızımın günahı kime yazılacak?

Meydanlarda demokrasi nöbeti tutan arkadaşlara birkaç sorum var!

Bizimle beraber yemek yiyor aynı demlikten çay içiyorsunuz. Aynı tabuta omuz veriyorsunuz. Peki, bize neden güvenmiyorsunuz?

PKK’ya siz dahil kimsenin laf söylemediği o yıllarda biz ellerimizde Şanlı Bayrağımızla Cumhuriyet bayramımızı kutlamak için Taksim ve Kızılay meydanlarına gitmek istediğimizde, bu ülkenin hükümetinin emriyle bu ülkenin polisi tarafından pataklanırken Demokrasi ve Cumhuriyet tehlikede değil miydi? O olaylar geçtiğimiz haftanın işareti değil miydi? Ve o gün siz neredeydiniz?

Yazıp çizecek çok şey var. Ama günümüz ortamı gergin. Ve birçok şey belirsiz. Zaman içinde netleştikçe dile getiririz.

Siz bir haftadır demokrasi nöbeti için meydanlardasınız. Ve bizi meydanlarda yanınızda olmamakla suçluyorsunuz.

Yıllardır, Demokrasi var olsun diye sadece nöbet tuttuğumuz için değil aynı zamanda savaştığımız için,

Uğur Mumcu gibi, Eşref Bitlis Paşa gibi onlarca şehit verdiğimiz için,

Ergenekon düzmecesinde çok yara aldığımız için,

Biz bir parti yada kuruma üye olmayı reddedip memur olamadığımız yada taşerondan bile olsa resmi bir kurumda işe giremediğimiz için doğal olarak da özel sektör denilen köle piyasasında yıprandığımız için,

Yorgun düşmüş olabilir miyiz? Ve bu yüzden nöbeti size devredip biraz dinlenmek istemiş olamaz mıyız?

Bir de endişeli olamaz mıyız?

Yılardır ortaya kanıtlar sunduğumuz halde bize küfürler savurduğunuz bir konuda sırf lideriniz söyledi diye bizimle aynı fikirde olmanızdan endişe ediyor olamaz mıyız?

Meydanlardaki sevgili kardeşim.

Biz mantığımızla hareket ettik ve ediyoruz. Ama siz liderinizin sözüyle karar alıp hareket ediyorsunuz.

Tamam, bugün bizim yıllardır savunduğumuz, şehitler verdiğimiz ideolojiyi savunma kararı aldınız.

Sende erdem göremiyorum. O nedenle ettiğin küfürler için özür beklemiyorum. Ama bana şu garantiyi vermeni istiyorum;

Biz meydanlardan da o meydanlarda dayak yemekten de korkmayız. Demokrasi için o meydanlara çok çıktık ve çok dayak yedik. Yine çıkarız. Ama. Senin ile aynı meydanda demokrasi bayramı yaptığım sırada telefonuna gelen mesajda veya izlediğin haber sitesindeki bir videoda “demokrasi bize göre değil. Şeriat bize en uygunu. Bu nedenle Demokrasi ve Atatürkçüler bizim düşmanımızdır.” diye bir mesaj gelirse beni orada doğramayacağını garanti eder misin?

İyi düşün!

Hızlı cevap verme.

Çünkü sen o meydana kendi özgür iradenle koşarak çıkmadın. Emirle çıktın!

Özür dileme. Dileyemezsin zaten. O erdem sende yok!

Ama bunun garantisini ver bana.

Doğmamış kızıma ettiğin küfrün diyeti olarak!

Paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Sen yap

avatar
1000
Photo and Image Files
 
 
 
Audio and Video Files
 
 
 
Other File Types
 
 
 

wpDiscuz