SADE SONBAHAR

ayhan-oytun-imageSon iki yıl ki özellikle de bu yıl İzmir pek bir çekilmez oldu. Sıcak yaz aylarını seven ve özleyenler içinse bir angarya ! Nefes alamaz olduk, kan ter içinde bırakılışların da esiri. Izdırap gibi bir yaz yaşıyoruz, her anımızda da kendimizi ya duşa ya da suya atıyoruz ! Yaz vaziyetlerimiz böyle kavurucu ve çekilmez olmaya başlayınca antipatik hallere de bürünmeye başlıyor haliyle. Sıcak severiz tamam ama bu kadarını da değil. Bahar ayları bunun için bir alternatif sunsa da bahara alerjisi olanlar için pekalâ ızdıraba dönüşebiliyor. Polenlere olan zafiyetten ötürü son yıllarda salya sümük dolaşarak çiçeğin, böceğin o aromalı güzel kokusunu da içimize çekemez olduk mesela. Çiçeklerin tomurcuklarını verdiği ve yeşilin devinimini tamamladığı bu mevsimi bile ağız tadıyla yaşayamıyoruz yani. İllâ ki soğuk kış mevsimini sevenlerimiz de malumdur lakin kuru ve dondurucu ayaz da bu mevsimin olası handikaplarından maalesef. Biraz efil efil esse, kararında da yağmur yağsa tadından yenmeyecek oysaki. Bu üç mevsimin tam olarak bizim istek ve arzularımızı sağlayamaması benim gibi düşünenler için geriye bir seçenek bırakıyor… Hazan mevsimi. En gerçek olanı, en bizden olanı sonbaharmış gibi duruyor sanki. Neden mi… Bahar aylarının karmaşasını, alaca bulaca renklerini, güzel görünmek için alabildiğince yaptığı abartılı makyajını ve yaz aylarıyla tavan yapıp coşmasının yükünü temizliyor da ondan ! Hem Makyajsız, hem gösterişten uzak, hem de sadeliğiyle göz kamaştırıyor. Bu tavırlarıyla daha bizden ve daha gerçekçi bir hale bürünüyor. Genç ve güzel bir kızın en güzel elbiselerini giyip, alacalı makyajlarını da sürüp dışarı çıkmasına benzetiyorum ben ilkbaharı. Biraz parıltılı ve biraz da abartılı buluyorum. İste bunun neticesinin sonucuyla da etraftakilerin ilgi odağının baş köşesinde olması kaçınılmaz bir hale bürünüyor. Bu da onun en hareketli, en eğlenceli tarafı oluyor ! Sonra bir gün bir gece o parti bitiyor ve O abartılı parıltı, evin yolunu tutuyor cicilerini, bicilerini çıkartıyor makyajinı temizleyip bir güzel de arındıktan sonra kendisiyle baş başa kalıp bir odaya çekiliyor… Bütün o üzerindeki aksesuarlardan geriye bir tek sadeliği kalıyor. İste bu benliğine dönüş onu daha bir kendisi yaparak gerçeğe en yakın olmasını sağlıyor. Bütün o dolduruşa gelen suni hareketlerinin, renklerinin, heyecanlarının yerini bir arınma psikolojisi alıyor. Geriye dönüp baktığındaysa kendisinden bu kadar uzaklaşmış olmasının ve ardında bıraktıklarının neticesiyle yorulduğunu görüyor. Bu yorgunluğunun durup dinlencesi ve realitesi de sonbahar oluyor ! Eylemsellikten öte, daha içsel bir yolculuğa doğru evrilirken uzunca düşünmelerinin sonucunda kendisine daha çok yakınlaştığını hissediyor. Bunu abartısız ve sade olarak gerçekleştirip üzerine de analitik yaklaşım sergileyince eğriyi doğruyu enine boyuna düşünüp daha sağlıklı bir karar mekanizması oluşturuyor. Kısa yağmurlar ve dökülen yapraklar da duygu karmaşasının geçişlerini sağlıyor. Bu da nefes almanın ve kendinle vakit geçirmenin en güzel tarafı oluverdiği için ayakları artık yere daha sağlam basıyor. Realitenin etkisi nedeniyle yapay gündemden uzak olan sonbahar bir öze dönüş projesi olup çıkıverirken, tüm bunların toplamıyla da sevilesi bir mevsim olarak gönüllerde yine taht kurmaya devam ediyor…. Özün gibi hani, sonbahar gibi yani !

Paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Hiç oy verilmemiş:( İlk oyu sen ver

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Sen yap

avatar
1000
Photo and Image Files
 
 
 
Audio and Video Files
 
 
 
Other File Types
 
 
 

wpDiscuz