YENİ NESİL İLİŞKİLER

ayhan-oytun-imageEski bildiğiniz tüm alışkanlıklarınızı şimdi bir kenara koyun. Lakin bu yenisi pek bir hızlı… Emniyet kemerlerinizi bağlayıp sol şeritten başlayalım o vakit çünkü ilişkilerimizde yeni bir döneme giriyoruz ! Alternatifli, eğlenceli, renkli, oyunbaz, flörtlü bir döneme ! Aslında bizden önceki genç nesil çoktan girdi de biz artıklarını topluyoruz. Durağan, monoton, evcil, istek ve beklentilere kapalı bir ilişki modunun son demlerini yaşıyoruz ! Teknolojiye dair her ne varsa dibine kadar kullanmayı çok iyi bilen bir yeni nesilden söz ediyoruz. Mesajlaşmanın, fotoğraf çekmenin ve onunla oynayıp yeni birşeyler yaratmanın, bunun yanında da ilişkilerini sosyal medya aracılığıyla daha afili hale getirmenin yollarını iyi bilen bir nesilden bahsediyoruz. Öyle uzun uzun koyun gibi bakışıp, onun hayaliyle yanıp tutuşan bir nesilden değil. Gittiği mekanın etiketini sosyal medyaya yapıştırıp, aynı yerde o saatlerde etiket yapmış karşı cinsi şıp diye bulup ekleyen ve arsızca bir merhaba ! mesajıyla da atağa geçen bir kuşaktan bahsediyoruz. Bizim gibi eski sayılan ama bakışmaya göre devrim sayılan şu sosyal medyada bir şekilde döne dolaşa biriyle arkadaş olunup ve yine bir şekilde feşmekan herhangi bir paylaşımına yorum yazılıp sonra da özeline mesaj atılarak bu kombini tamamlamak gibisi değil onların yaşadığı ! Biz buna hazırlık yani giriş bölümü aşaması diyoruz kendi aramızda. Bir ad verilmek isteniyorsa tabiri caizse bu olmalı. Siz düşünmediniz belki ama hadi adını da ben koymuş olayım. Kızlar da arsız olmuş şimdi. Nerede o utangaç tavırlardaki yeşilçam haller ! Yerini yeller almış, uçmuş gitmiş o eski alışkanlıklar. Sen giriş bölümüne hazırlanırken o aşne-fişneyi çoktan pişirmiş son kullanma tarihini de çoktan geçirmiş ! Hadi giriş bölümünü sağ salim atlattın diyelim… Biraz işler ilerleyip gelişme bölümüne doğru yol alıverince bu sefer de kılı kırk yaracak kurtlar dolaşmaya başlıyor beyninin içinde. Öyle yazarsam böyle mi düşünür, şöyle yaparsam öteki türlü mü örtüşür ! Kırk dereden su getir dur artık. İnternetin ilk yaygınlaştığı zamanlardan bu yana illa ki hepimiz birileriyle tanıştık, yazıştık ve zaman harcaştık. Sonra ne oldu peki ? Bir şekilde bir sözüne takıldık, ya arkadaş listemizden çıkardık, ya da küsüp bir daha kaale bile almadık ! Sanal dünya kuralları işte… Bir tık ile silebiliyor, resetleyip üzerine enter ederek puf edip gönderiveriyorsun öylece. Öyle bir kaygan zemin ki buralar sabun bile yetişemiyor hızına. İyi bir cambaz olacaksın ki sağ çıkabilesin bu yarıştan ! İnsanlar kırk yıllık arkadaşını, dostunu, sevgilisini tanımıyor seni mi tanıyacak sanal ortamında ? Bir ‘delete’ ye bakar edebiyatın ! Sen burada istediğin kadar kendini anlat o dağ olup büyüterek yarattığın devi ilk görüşte yerle yeksan da etmesini bilirsin gözünde ! Bu şuna da benziyor olmalı : Portakalı istediğin kadar soy, üzerine birde ağzının sularını aka aka şaplat, hiç tatmayan birine nasıl anlatacaksın ki tadını ? Bir kere yedirseydin oysaki şıp diye anlardı tadını… Fazla güvenmemek gerek bu sosyal medya mevzularına. Bel bağlayıp, çöpçatanlık kovalayanları oldukça meşakatli bir yol bekliyor. Sonuç bölümüne yaklaştıkça gereksiz yapılan kavgalar bekliyor, yanlış anlaşılan kelimeler falan… Saçma sapan küslükler dargınlıklar bekliyor, bazen de kıskançca ve gereksiz yapılan güç savaşları…
Hiç mi güzel yanı yok kardeşim diyeceksin sen şimdi… Olmaz mı elbette ki var. Normalde cesaret edemeyeceğin şeyleri, söyleyemeyeceğin cümleleri, konuşurken dilinin düğümleneceği kelimeleri söylettiriyor, cesaret abidesinin yolunu açıyor sana buralar, bastırılmış duygularının da dışa savrulmasına olanak sağlıyor. Yüzüne karşı ‘seni beğeniyorum’ diyemiyorsun belki ama bir tık ile bunu çok rahat belli edebiliyorsun. Sonra onunla ilgili bir ipucu yakalıyor ve o da senin ışığın oluveriyor ya bazen… Hani şu mahalledeki danışman, ilişki uzmanı bilir kişi teyzelerin; ”Ben onun çocukluğunu bilirim” edasındaki yardımının bir örneğini temsil ediyormuşcasına yaşadığın mutluluğu hissettirmeni sağlıyor. Eski ilişki kafasını atamayan ve hep kontrollü ve garantici oyunuyla nam salan o eski kuşak idiğini-didiğini araştıra dururken, yeni neslin rahat umursamaz ve sonuç odaklı oyunu neticesine fazla direnemeyerek yeşil sahalardan bir kez daha mağlup olarak ayrılıp hüsranları yaşıyabiliyor. İstediğini, hissettiğini, düşündüğünü açık ve net olarak ‘şappadanak’ söyleyen bir gençlik var ortada. Benim isteklerim, benim düşüncelerim, benim hayatım. Arabeske dönüşen ilişkilerin acitasyon sahnelerini oynamak pirim etmiyor. Bir zamanlar yeşilçam ile ağlaşanlarla şimdi alay ediliyor. Tüm bu anlattıklarımdan sonra bizim kuşağı koyacağım yeri tam olarak bulamadığım kanısına ulaşıyorum. Bir yanımız eskiyi, öteki yarımız da yeniyi temsil ediyor. Kaldık mı iki arada bir derede ? Yukarı mı tükürsek şimdi aşağı mı ? bıyık mı sakal mı ? Gelenekselci mi yoksa yeni nesilci mi ? Trajik bir yol ayrımında olduğumuz aşikar, hadi bu hafta da benden bu kadar…

Paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Hiç oy verilmemiş:( İlk oyu sen ver

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Sen yap

avatar
1000
Photo and Image Files
 
 
 
Audio and Video Files
 
 
 
Other File Types
 
 
 

wpDiscuz